20 Ocak 2018 Cumartesi

21 Ocak 2018

Bugün 20 Ocak 2018 Dün Nurdan 3 sınıf zümre 2. Sınıf Lokman Emre Anasınıfı karnelerini aldılar Elhamdülillah hepsinin başarı durumu gayet iyi en de Şehit Yusuf Elitaş İmam Hatip Ortaokulunda öğrencilerime karnelerini verdim artık eskisi gibi öğrenciler de bir karne heyecanı Maalesef yok hatta A sınıfındaki öğrencilerin yüzde yetmişi karnelerini almaya bile gelmediler Halbuki onlar için karne hediyeleri bile hazırlamıştım üzgünüm bugün Zümra'nın öğretmeninin verdiği sirk biletleri ile çocukları sirk etkinliğine götürdük eşim çocuklarla beraber de Bense Fizik Tedavi Hastanesi'ne gittim Önümüzdeki hafta kaplıcaya gidiyorum sonraki hafta fizik tedaviye başlıyorum galiba Yaşlanıyorum Yaş 35 yolun yarısı eder demişti Şair Ben 35 da geçtim eşim şu anda Çamaşır asıyor onun yanında günlük yazmak çok riskli Zira leb demeden leblebiyi anlayayım onu bambaşka bir şey çevirip sonra bana ok olarak geri dönüyor sürekli sürekli bana kötü adam muamelesi yapıyor tabii ki onun mutlu olması için nelere katlanıyoruz bir bilse bir anlasa bir görse öğretmenliğinde tadı tuzu kalmadı artık eskisi gibi değil kimsesiz sana Öğretmen olduğun için saygı duymuyor artık ne öğrencilerle veliler Hatta senin eksiğin arayıp sürekli şikayet etmenin derdinde herkes çocuğunu yüksek not almanın derdinde kimseye çocuğumu daha çok sıkıştırıyor ona emeğin çalışmanın Azmin önemi Ne anlatayım demiyor

Bir şehir durduğunda

Bir şehir durduğunda Hande Topbaş'ın yazdığı kitap Anadolu'nun farklı şehirlerinde yazarın yapmış olduğu seyahatler farklı bir üslupla dile getiriliyor Muhtemelen yazar gezmeden önce almış olduğu notları dikkate alarak bulunduğu mekanlarda hissettiklerini kaleme almış Bu bakımdan Eser her ne kadar akıcı bir üsluba sahip olsa da yazarın yaptığı araştırmaların derinliğini okuyucuya hissettirmektedir hatta çok kere Yarın gezdiği Mekandan daha çok bulunduğu yerdeki hislerini okumaktasınız Dolayısıyla eser bir gezi yazısından ziyade bir deneme hissi vermektedir Eser'in dilinde kullanılan üslup son derece nitelikli ancak oldukça dağınık bir görünüm arz etmektedir Dolayısıyla buna bağlı olarak bir fikri takip sıkı bir şekilde gerçekleşmemektedir

28 Ocak 2016 Perşembe

AŞK AHLÂKI

Tez vesilesiyle okumaya başladığım bu kitap Hilmi Ziya Ülken külliyatının ilk eserlerinden biri. Kitapta yeni bir ahlak denemesi oluşturmaya çalışıyor. Kitap daha çok islam ahlak literatüründe karşılaştığımız nazari ve ameli ahlak kitaplarının bir karışımı gibi. Hem nazariyat var hem tatbikata dair tavsiyeler. Kendi ifadesiyle ahlakı insani bir temelde ele alıyor ve ahlakın semavi ve akli olarak kurgulanamayacağını ifade ediyor. İnsani temelde ele aldığı ahlak teorisinin temel kavramları ruh, ihtiras, aşk, vahdet olarak ifade edilebilir. İnsanı tabiatın en önemli unsuru olarak kabul ederken aynı zamanda alemde varolan tevhidin inşacısı olarak görüyor. İnsanı insan yapan da onun hayvani ve içtimai yönü değil ruh kudretidir. Şayet insan bu kudretin farkında değilse şuursuzdur. İnsanlar yazara göre ahlaki olarak Halk mertebesi, Vatandaş mertebesi, Vatanperver mertebesi, İnsani Vatanperver mertebesi olarak dörde ayrılmaktadır. Yazarın bu eserinin temel çıkış noktası olarak baktığımızda seküler bir ahlak denemesi olarak da değerlendirilebilir. İşin içine tanrıyı, ahireti, vahyi v.s tamamen ortadan kaldıran ve ahlakın kaynağı olarak da insaniyet idealini kendisine mebde olarak belirleyen bir ahlak denemesi olarak ifade edilebilir.

21 Şubat 2012 Salı

Tasavvuf

"Kamil bir imanın en büyük meyvesi merhamet, onun tezahürü ise hizmettir."
Osman Nuri Tobbaş

20 Şubat 2012 Pazartesi

Bakara Suresi 177. Ayet

Tefsir Dersleri - 45. Bakara Suresi (177. Ayet) from Kuran.tv on Vimeo.

HAYAT

Hayat ağlamakla ağlatmak arasında mı gizli
yoksa güldürmekle gülmek arasında mı güzel
kim bilir belki ikisi; belki hiçbirisi

uzakta mı o kadar ölüm
ağlayacak ya da gülecek kadar
uzun mu ömrüm
kim bilir belki ikisi; belki hiçbirisi
İ.Ankaralı

11 Şubat 2010 Perşembe

Yeni Bir Dünya Düzeni İstiyoruz...!

"Pakistan'ın sınıf muhafızları berelerini sol kaş üstüne yıkar, Hindistan tarafındakilerse hotozlu türbanlarıyla sert adımlar atarak gelirler. Botlar gıcır, üniformalar tiril, silahlar son modeldir, iki tarafın delikanlıları da şaşılacak kadar birbirine benzerler; üniformasız olsalar aynı mahallenin gençleri dersiniz, üniformalarını değiştirseler konuştukları dille de halleri ve tavırlarıyla da ayırt edemezsiniz, öbür tarafın askeri oluverirler."
Yeni bir dünya düzeni istiyoruz...
YURDALAN ÖZCAN, NAMASTE HİNDİSTAN YOLCUĞULUĞU/SARI OTOBÜS 3, s.10